Anadolu kurak bir yıl yaşıyordu. Toprak çatlamış, harmanlar boş kalmıştı. Yunus’un köyünde çocukların gözleri açlıktan büyümüştü. Yunus, sırtına bir çuval alıp Hacı Bektaş-ı Velî dergâhının yolunu tuttu. Elinde hediye olarak getirdiği alıçlar vardı.
“Buğday isteyeceğim,” dedi kendi kendine.
“İlim, irfan karnı doyurmaz.”
Dergâha vardığında Hacı Bektaş-ı Velî onu süzdü. Sessizce sordu:
— “Ne istersin Yunus?”
— “Buğday isterim.”
Hacı Bektaş-ı Velî başını eğdi:
— “Buğday yerine sana himmet verelim.”
Yunus durdu. Köyünü, aç çocukları düşündü.
— “Himmet bana ağır gelir. Buğday isterim.”
Hacı Bektaş-ı Velî buğdayı verdi. Yunus yola çıktı.
Ama yol uzadıkça çuval ağırlaştı, kalbi daha da ağırlaştı.
Bir noktada durdu. Kendi kendine fısıldadı:
— “Ben ne yaptım?”
Ve geri döndü.
Kapıdan Dönmek
Dergâha vardığında bu kez geç kalmıştı.
Hacı Bektaş-ı Velî şöyle dedi:
— “O kapı kapandı Yunus. Ama Tapduk’un kapısı açıktır.”
Sonra şu hadisi okudu:
“Kim Allah için bir şeyi terk ederse, Allah ona daha hayırlısını verir.”
(Ahmed b. Hanbel)
— “Buğdayı terk etmedin, himmeti terk ettin. Şimdi o terk edişin bedelini yürüyeceksin.”
Ve Yunus, Tapduk Emre’nin dergâhına gönderildi.
Odun Taşıyan Derviş
Yıllar geçti. Yunus, dağdan dergâha odun taşıdı.
Getirdiği hiçbir odun eğri değildi.
Bir gün sordular:
— “Hiç mi eğri odun yok dağda?”
Yunus cevap verdi:
— “Bu kapıya eğri odun yakışmaz.”
Tapduk Emre bunu duydu ve şöyle dedi:
— “Odunu böyle taşıyan, sözü de eğri söylemez.”
Sonra Resûlullah’ın (s.a.v.) şu hadisini hatırlattı:
“Mümin, elinden ve dilinden insanların emin olduğu kimsedir.”
(Buhârî)
— “Tasavvuf,” dedi Tapduk,
— “çok konuşmak değil, doğru olmaktır.”
Yunus’un Yanılması
Bir gece Yunus şiir söyledi. Güzel sözlerdi. Herkes hayran kaldı.
Ama Tapduk Emre başını salladı.
— “Bu söz senin değil.”
Yunus şaşırdı:
— “Gönlüme doğdu.”
— “Gönlüne doğan her şey Hak’tan değildir. Nefis de konuşur.”
Ve şu hadisi okudu:
“Ameller niyetlere göredir.”
(Buhârî, Müslim)
Yunus o gece sustu.
Çünkü anladı ki:
Söz, Hakk’tan gelmeyince süs olur;
Hakk’tan gelince nefes olur.
Aşk ile Tanınan Din
Yıllar sonra Yunus dergâhtan ayrıldı.
Artık o, odun taşıyan derviş değil; gönül taşıyan bir âşıktı.
Yollarda şöyle dedi:
“Yaratılanı severim,
Yaradan’dan ötürü.”
Çünkü şu hadisi anlamıştı:
“Sizden biri, kendisi için istediğini kardeşi için istemedikçe iman etmiş olmaz.”
(Buhârî) Yunus’un dili sade oldu ama sözü derinleşti.
Âlimlere değil, halka konuştu.
Korkutmadı; umut verdi.
