Gece yarısını çoktan geçmişti.
Şehir bir anda, derin bir uğultuyla sallandı.
Duvarlar çatladı, camlar kırıldı, sokaklar tozla doldu.
Sabah olduğunda kasaba —
artık eskisi değildi.
Minarenin yarısı yıkılmıştı;
mahallenin ortasında koca bir enkaz yükseliyordu.
İmam Huzeyfe, yıkıntıların yanında sessizce dolaşıyordu.
İnsanlar ağlıyor, kimisi dua ediyor, kimisi çaresiz bakıyordu.
O sırada üniversite öğrencisi Meryem, koşarak alana geldi:
Yanında su şişeleri, battaniyeler, küçük bir çanta.
— “Hocam,” dedi nefes nefese,
— “Ne yapabiliriz?”
İmam, gözlerini kapadı, derin bir nefes aldı:
— “Önce kalplerimizi sakinleştireceğiz.
Sonra ellerimize iş vereceğiz.”
Öğleden sonra, enkaz başına kasabanın tanınan bir müteahhidi geldi: Nedim.
İnsanlar onu görünce fısıldadı:
“Bazı binaları ucuza yapmıştı.”
“Acaba bu yıkılan da ondan mı?”
Nedim başını eğdi; utançla bir kenara oturdu.
Kendini savunacak hâli yoktu.
O sırada bir adam ona sertçe bakarak:
— “Bak,” dedi,
— “İşin yüzünden insanlar evsiz kaldı!”
Nedim’in yüzü kızardı; cevap vermedi.
İmam Huzeyfe yaklaştı; adamı sakinleştirdi:
— “Bu alan, hesap görmek için değil;
yaraları sarmak içindir.”
Ve hafif bir sesle şu hadisi hatırlattı:
Hadis 1 — Allah Kalplere Bakar
“Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz;
kalplerinize ve amellerinize bakar.”
Kısa açıklama:
Değer; dış görünüşte değil —
niyet ve eylemde saklıdır.
Kalp düzelirse, amel de düzelir.
Bu söz Nedim’in içine işledi.
Yıkımı seyrederken içinden geçirdi:
“Belki de ben, binaları değil —
kalbimi ucuz yaptım.”
Arama kurtarma devam ediyordu.
Bir ara Meryem, enkazın köşesinde ağlayan bir çocuğu gördü.
Üşümüştü; annesini soruyordu.
Meryem, montunu çıkarıp çocuğun üzerine örttü.
Elini tutup yanında kaldı.
İmam Huzeyfe uzaktan izledi.
Akşam olunca Meryem’e yaklaşarak sessizce söyledi:
— “Biliyor musun,
bir müminin sıkıntısını hafifletmek —
kıyamet gününde insanın önüne ışık olur.”
Sonra hadisi okudu:
Hadis 2 — Müminin Sıkıntısını Gidermek
“Kim bir müminin dünya sıkıntılarından birini giderirse,
Allah da onun ahiret sıkıntılarından birini giderir.”
Kısa açıklama:
Merhamet — sadece anlık değil;
ebedî bir karşılığı olan bir ameldir.
Bu söz Meryem’e güç verdi.
Günler boyunca, elinden gelen her işi yaptı:
Çorba dağıttı, listeler tuttu, yaşlıların elinden tuttu.
Nedim ise, bir köşeden enkazı seyretmekten fazlasını yapamadı.
Geceleri uyuyamıyor, kendini sorguluyordu.
Bir akşam imamın yanına gitti:
— “Hocam,” dedi,
— “Ben büyük bir hata yaptım.
İnsanların hakkını ucuz tuttum.
Şimdi ne yapsam, eksik kalacak.”
Huzeyfe, omzuna dokundu:
— “Hata ağırdır — ama pişmanlık kapıdır.
Şimdi yapman gereken:
Bu şehrin yükünü paylaşmak.”
Nedim, ertesi sabah bütün iş makinelerini getirdi.
İşçilere talimat verdi; ücretsiz çalışacaklarını söyledi.
Şehrin gençleri de gönüllü oldu.
İş ilerledikçe insanlar birbirine yaklaştı:
Kimi taş taşıdı, kimi yiyecek getirdi, kimi dua etti.
İmam Huzeyfe, bu dayanışmayı görünce üçüncü hadisi anlattı:
Hadis 3 — Hayra Vesile Olmak
“Bir hayra öncülük eden (vesile olan),
onu yapan gibi sevap alır.”
Kısa açıklama:
Kimi eliyle yapar;
kimi kapı açar, güç toplar —
hepsi aynı iyiliğin ortaklarıdır.
Haftalar geçti.
Enkazın yerinde, yeni bir plan doğdu:
Yıkılan evlerin yerine — dayanıklı, güvenli evler yapılacaktı.
Nedim projeyi ücretsiz üstlendi; malzemenin kalitesini bizzat denetledi.
Açılış günü geldiğinde, imam kısa bir konuşma yaptı:
— “Bu evler yalnız tuğlayla değil;
helal niyetle örüldü.
Kim kalbine bakarsa, evi sağlam olur.”
Sonra Nedim’e döndü:
— “Kul, düşerken öğrenir;
kalkarken olgunlaşır.”
Meryem, yeni evine yerleşen yaşlı bir kadının elini tuttu.
Kadın fısıldadı:
— “Kızım, sen benim kışımı bahara çevirdin.”
Meryem gülümsedi — ve içinden şunu düşündü:
“Ben sadece küçük bir şey yaptım.”
Ama artık biliyordu:
Küçük bir merhamet — büyük bir hesabı değiştirebilirdi.
Akşam olduğunda şehirdeki ışıklar yandı.
Minarenin yarısı hâlâ eksikti;
fakat insanların kalbinde yeni bir minare yükselmişti:
İyilik.
Ve geceyi kapatan imamın duası şöyle oldu:
“Allah’ım —
kalplerimizi doğru eyle;
sıkıntıda olana derman kıl;
bizi hayra vesile olanlardan eyle.”
Kasaba sessizleşti.
Yıldızlar, yıkılmış taşların arasından
yeni bir başlangıcın üstüne parladı.
