1. Haberler
  2. Hikayeler
  3. Hadisler
  4. Bir Buğday Meselesi

Bir Buğday Meselesi

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Anadolu kurak bir yıl yaşıyordu. Toprak çatlamış, harmanlar boş kalmıştı. Yunus’un köyünde çocukların gözleri açlıktan büyümüştü. Yunus, sırtına bir çuval alıp Hacı Bektaş-ı Velî dergâhının yolunu tuttu. Elinde hediye olarak getirdiği alıçlar vardı.

“Buğday isteyeceğim,” dedi kendi kendine.
“İlim, irfan karnı doyurmaz.”

Dergâha vardığında Hacı Bektaş-ı Velî onu süzdü. Sessizce sordu:

“Ne istersin Yunus?”

“Buğday isterim.”

Hacı Bektaş-ı Velî başını eğdi:
“Buğday yerine sana himmet verelim.”

Yunus durdu. Köyünü, aç çocukları düşündü.
“Himmet bana ağır gelir. Buğday isterim.”

Hacı Bektaş-ı Velî buğdayı verdi. Yunus yola çıktı.
Ama yol uzadıkça çuval ağırlaştı, kalbi daha da ağırlaştı.

Bir noktada durdu. Kendi kendine fısıldadı:
“Ben ne yaptım?”

Ve geri döndü.


Kapıdan Dönmek

Dergâha vardığında bu kez geç kalmıştı.
Hacı Bektaş-ı Velî şöyle dedi:

“O kapı kapandı Yunus. Ama Tapduk’un kapısı açıktır.”

Sonra şu hadisi okudu:

“Kim Allah için bir şeyi terk ederse, Allah ona daha hayırlısını verir.”
(Ahmed b. Hanbel)

“Buğdayı terk etmedin, himmeti terk ettin. Şimdi o terk edişin bedelini yürüyeceksin.”

Ve Yunus, Tapduk Emre’nin dergâhına gönderildi.


Odun Taşıyan Derviş

Yıllar geçti. Yunus, dağdan dergâha odun taşıdı.
Getirdiği hiçbir odun eğri değildi.

Bir gün sordular:
“Hiç mi eğri odun yok dağda?”

Yunus cevap verdi:
“Bu kapıya eğri odun yakışmaz.”

Tapduk Emre bunu duydu ve şöyle dedi:
“Odunu böyle taşıyan, sözü de eğri söylemez.”

Sonra Resûlullah’ın (s.a.v.) şu hadisini hatırlattı:

“Mümin, elinden ve dilinden insanların emin olduğu kimsedir.”
(Buhârî)

“Tasavvuf,” dedi Tapduk,
“çok konuşmak değil, doğru olmaktır.”


Yunus’un Yanılması

Bir gece Yunus şiir söyledi. Güzel sözlerdi. Herkes hayran kaldı.
Ama Tapduk Emre başını salladı.

“Bu söz senin değil.”

Yunus şaşırdı:
“Gönlüme doğdu.”

“Gönlüne doğan her şey Hak’tan değildir. Nefis de konuşur.”

Ve şu hadisi okudu:

“Ameller niyetlere göredir.”
(Buhârî, Müslim)

Yunus o gece sustu.
Çünkü anladı ki:
Söz, Hakk’tan gelmeyince süs olur;
Hakk’tan gelince nefes olur.


Aşk ile Tanınan Din

Yıllar sonra Yunus dergâhtan ayrıldı.
Artık o, odun taşıyan derviş değil; gönül taşıyan bir âşıktı.

Yollarda şöyle dedi:

“Yaratılanı severim,
Yaradan’dan ötürü.”

Çünkü şu hadisi anlamıştı:

“Sizden biri, kendisi için istediğini kardeşi için istemedikçe iman etmiş olmaz.”
(Buhârî) Yunus’un dili sade oldu ama sözü derinleşti.
Âlimlere değil, halka konuştu.
Korkutmadı; umut verdi.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir