1. Haberler
  2. Hikayeler
  3. Hadisler
  4. Köprünün Altı

Köprünün Altı

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dağların arasına sıkışmış küçük bir köy…
Başından bulut, eteğinden sis eksik olmazdı.
Köyü ikiye bölen derede, eski taşlardan yapılmış bir köprü uzanırdı.

Köprünün bir ucunda yaşayan Kerem Usta, marangozdu.
Sessiz, ölçülü — ama içi yaralı bir adam.

Bir yıl önce tek oğlunu kazada kaybetmiş; o günden beri kimseyle göz göze gelmemişti.
İşine gider, gelir; her akşam köprünün ortasında durur, dereye bakardı.

Bir gün köye bir yolcu geldi: Şafi.
Sırtında yıpranmış bir heybe, elinde baston.

Kerem Usta’ya yaklaşarak:

— “Kalacak bir yer var mıdır?” diye sordu.

Usta, hiç düşünmeden:

— “Var,” dedi.
Ama içinden geçirdi:
“Ben bu yabancıya neden iyi davranıyorum?”

O akşam yolcu, ustanın evinde misafir oldu.
Sofrada ekmek azdı.
Usta, dilini ısırarak tabaktakileri ikiye böldü.

Şafi, ustanın gözlerine baktı:

— “Ev sahibi… Bu sofrada bir eksik var.”

— “Nedir?” diye sordu Usta.

— “Şükür.

Kerem şaşırdı, ama bir şey diyemedi.

Ertesi gün imam — İmam Halil — köy meydanında insanları topladı.
Köyün üst tarafında bir aile evsiz kalmış, sel duvarlarını yıkmıştı.

İmam Halil:

— “Kardeşlerim,” dedi,
— “Her biriniz bir taş koyun; ev el birliğiyle yapılır.”

Kerem, köşede durdu.
İçinden bir ses:
“Benim evim yanmış gibi — gönlüm soğuk.”

Yolcu Şafi, ustaya doğru eğildi:

— “İşte fırsat. Kendini onarmanın ilk adımı…”

Usta, sessizce başını salladı.

O gün, herkes elinden geleni yaptı:
Kimi çimento taşıdı, kimi çatı için tahta.

Kerem Usta ise eline çekiç aldı.
Sanki her çiviyle içindeki acıya vuruyor, her tahtayla gönlünün boşluğunu kapatıyordu.

Akşam ezanında yorulmuştu; ama kalbi tuhaf derecede hafifti.

Gece Şafi ile birlikte avluda otururken, yolcu sessizce konuştu:

— “Usta… Allah kulunun acısını görmez sanma.
Bazen acıyı, iyilikle tedavi eder.”

Ve bir hadis hatırlattı.

Hadis 1 — Kendin İçin İstemek

“Sizden biri, kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe iman etmiş sayılmaz.”

Kısa açıklama:
İnsan başkasına iyilik ettiğinde, aslında kendi kalbini iyileştirir.
Gerçek iman, paylaşmayla olgunlaşır.

Bu söz ustanın yüreğine işledi.
Fakat geçmiş yine geldi, kapısına dayandı.

Köprünün diğer ucunda yaşayan Zehra Ana, gözü yaşlı bir kadındı.
Bir gün Kerem Usta’nın kapısını çaldı:

— “Oğlum,” dedi,
— “Köprü korkulukları çürümüş. Çocuklar düşecek diye korkuyorum.”

Usta başını iki yana salladı:

— “Vaktim yok.”

Kadın gitti — ama ustanın içi rahat etmedi.
Gece köprünün üzerinden geçerken durdu:

“Buraya el uzatmazsam — bir çocuğun başına bir şey gelirse?”

Kendi kendine:

“Benim oğlum gitti; bari bir başkasınınki gitmesin,” dedi.

Ertesi sabah, kimseye haber vermeden işe koyuldu.
Gün boyu çaktı, söktü, düzeltti.
Köprü yeni gibi oldu.

Yolcu Şafi, uzaktan izledi — gülümsedi:

— “Usta, köprü yaptın…
Ama asıl içinden bir yere köprü kurdun.”

Sonra ekledi:

— “Resûlullah bir sözüyle bunu bize çok önce öğretmişti.”

Hadis 2 — Yoldan Zararı Kaldırmak

“Yoldan eziyet verici şeyi kaldırmak sadakadır.”

Kısa açıklama:
Sadece para vermek değil;
insanların canını, malını, yolunu korumak da sadakadır.

Kerem Usta, dereye baktı.
Yıllardır gördüğü su, o gün başka görünüyordu — daha berrak.

Tam bu sırada köye kötü bir haber ulaştı:

Alt mahalledeki Hakkı adlı bir adam, sinirlenip ailesine ağır sözler söylemiş; evde kavga çıkmıştı.
Herkes dedikodu yapıyordu.

İmam Halil, Kerem Usta’ya döndü:

— “Gidelim. Belki dinlerler.”

Hakkı’nın evine girdiklerinde, adam öfke içindeydi:

— “Herkes beni suçluyor! Ben mi kötüyüm?”

Kerem Usta, derin bir nefes aldı.
Kendi acılarını düşündü.
Sonra yumuşak bir sesle konuştu:

— “Kardeşim… Haksız olduğun yer var.
Ama öfkeni evinin duvarına değil — Rabb’ine anlat.”

Ve imam, sözü tamamladı:

— “Resûlullah buyurur ki…”


Hadis 3 — Sözün Terbiyesi

“Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin ya sussun.”

Kısa açıklama:
Haklı bile olsan, öfkeyle konuşursan kalpleri kırarsın.
Müminin sözü doğru olur — ama incitmez.

Hakkı, sessizce ağladı.
Eşinden özür diledi.
Evin içindeki gerilim dağıldı.

Ertesi gün köprünün ortasında yine aynı yolcu — Şafi — duruyordu.
Kerem Usta yanına geldi:

— “Gitmeden önce söyle,” dedi,
— “Bütün bunlar neden peş peşe geldi?”

Şafi bastonunu yere dayadı:

— “Çünkü Allah, kalbini uyandırmak istiyordu.”

Ve devam etti:

— “Bak usta:
Bir sofrayı paylaştın — kalbin yumuşadı.
Kırık köprüyü onardın — insanların yolu açıldı.
Bir eve sözle dokundun — aile sükûnet buldu.”

Sonra gözlerinin içine bakarak:

“Hepsi aynı yere çıktı:
İnsan kendini iyileştirirken, dünyayı da biraz iyileştirir.”

Rüzgâr dereyi kıpırdattı.
Güneş, köprünün taşları üzerinde uzun bir çizgi bıraktı.

Kerem Usta ilk defa oğlunu düşünürken gözleri yanmadı.
Başını göğe kaldırdı:

“Allah’ım… Bana bir daha
köprü yıkacak söz nasip etme.
Bana köprü kuracak bir kalp ver.”

Ve köy halkı o gün şunu gördü: Bazı insanlar evler yapar,
bazıları dükkanlar…
Bazıları ise —
kalpler arasında köprü kurar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir