1. Haberler
  2. Hikayeler
  3. Hadisler
  4. Gizlenen Işık

Gizlenen Işık

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kışın uzun sürdüğü yüksek bir yaylada, rüzgârın uğultusu bazen geceyi bile ürkütürdü. Kar, tarlaların üzerine beyaz bir örtü gibi serilmiş, evlerin bacalarından ince bir duman yükseliyordu.

Yaylanın ortasında, taşlarla örülü küçük bir tekke vardı.
Bu tekkenin şeyhi Şeyh İbrahim, ağır adımlarla yürüyen, konuşmadan önce mutlaka susan bir insandı. Onu görenler, kalbinin içi sessiz bir göl sanırdı.

Bir gün tekkenin kapısına genç bir kadın geldi. Üzerindeki manto eski, ama gözlerindeki kararlılık canlıydı. Adı Zehra idi. Kucağında, beş yaşındaki küçük oğlu Emir uyuyordu.

Zehra, kapıdan içeri girerken zorlandı. Sanki sadece kapı değil, içindeki yükler de açılmak istemiyor gibiydi.

Şeyh İbrahim sessizce sordu:

— Evladım, hayırdır?

Zehra, yüreğine oturan derdi açtı:

— Efendim… Eşim vefat etti. İnsanlar bana acıyor gibi davranıyor. Ben de bazen acındırarak yardım istiyorum. Fakat geceleri yastığa başımı koyunca rahatsız oluyorum. İçimde bir şey “Yanlış yapıyorsun” diyor. Bu his nedir?

Şeyh İbrahim, gözleriyle uyuyan çocuğu gösterdi:

— Onun yüzüne bak, dedi.
— Bir anne çocuğunu korurken, içinden gelen sesi dinler. Allah da kulun kalbine, doğruyu fısıldayan bir nur koymuştur.


Hadis 1 – Kalbin Fısıldadığı

“Günah, kalbinde tereddüt bırakan ve insanların bilmesini istemediğin şeydir.”

Kısa Açıklama: İnsan bazen fetva arar; fakat kalbi huzursuzsa, içindeki ses günahı haber veriyor olabilir. Kalbin titremesi, vicdanın uyarısıdır.


Zehra yutkundu:

— Demek bu huzursuzluk… yanlışla aramdaki perde.

Şeyh başını salladı:

— Evet. Fakat bilesin ki Allah, kullarını çaresiz bırakmaz.

O sırada Emir uyandı. Küçük elleriyle annesinin boynuna sarıldı:

— Anne, bugün kar yağsın mı?

Şeyh gülümsedi:

— Kar bazen örtmek için, bazen temizlemek için yağar, evladım.

Bir süre sonra tekkeye bir haber geldi:
Köyün zenginlerinden biri ağır hastaydı. Malının bir kısmını tasadduk etmek istiyor, ancak kime güveneceğini bilemiyordu.

Dervişler aralarında konuştular:

— Şeyh Efendi, en uygun kişi sizsiniz.

Şeyh İbrahim, beklenmedik bir şey söyledi:

— Zehra’ya verin. O dağıtsın.

Zehra şaşkına döndü:

— Ben mi? İnsanların diline düşeriz, efendim.

— Eğer niyetin Allah içinse, diller seni yaralayamaz, dedi Şeyh.

Zehra parayı aldı; ama yolda içini bir korku kapladı.
“Kapımda aç bir çocuk var… Bir parça ayırsam mı? Hem kim bilecek?”

Kalbi hızlandı.
Sonra Şeyh’in sözünü hatırladı: “Günah, kalbinde tereddüt bırakır.”

Elindeki keseyi sıkıca tuttu ve kapısını çaldığı her yoksula, hiç ayırmadan dağıttı. Eve döndüğünde içi hafiflemişti — ama evde ekmek yoktu.

Gece Emir açlıktan ağladığında yüreği parçalandı. Seccadenin başına oturdu:

— Allah’ım, Senin rızanı tercih ettim. Beni utandırma.

Sabah olduğunda kapı çalındı.
Komşulardan biri elinde sıcak ekmeklerle gelmişti:

— Gece rüyamda seni gördüm, dedi. “Zehra aç,” diye bir ses duydum.

Zehra gözyaşlarını gizlemeye çalıştı.


Hadis 2 – Kim Allah İçin Terk Ederse

“Kim Allah için bir şeyi terk ederse, Allah ona ondan daha hayırlısını verir.”

Kısa Açıklama: Nefsin istediğini, Allah rızası için geride bırakmak; kayıp değil, kazançtır. Allah, terk edilen şeyin yerini daha hayırlısıyla doldurur.


Günler geçti.

Zehra, dağıttığı yardımlar sebebiyle köyde “eli açık kadın” diye anılmaya başladı.
Fakat o artık insanların sözleriyle değil, kalbinin huzuruyla yaşıyordu.

Bir gün, küçük Emir tekkenin avlusunda koşarken bir taş takıldı, düştü. Dizlerinden kan sızmaya başladı. Zehra panikle bağırdı:

— Yetişin!

Dervişlerden biri koşarak geldi, çocuğu kaldırdı. Emir acıyla ağlıyordu.

Şeyh İbrahim sakince yaklaştı, çocuğun saçlarını okşadı:

— Evladım, dayan biraz. Bu acı geçecek.

Sonra Zehra’ya döndü:

— Annelik zor; ama bil ki iman da böyledir.
Bazen keskin rüzgârlar eser — ama kul, sığınmayı öğrenir.

Ve bir hadis hatırlattı:


Hadis 3 – Sabır Işıktır

“Sabır ışıktır.”

Kısa Açıklama: Sabır, pasif beklemek değildir; karanlıkta yön gösteren bir ışıktır. İmtihanın içini anlamla doldurur, kulun adımlarını sarsılmaz yapar.


Zehra, dizleri kanayan çocuğunu kucağına alırken içinden şunu hissetti:
“Ben yalnız değilim.”

O gece tekkenin kandilleri yandığında, Şeyh İbrahim herkesi semahaneye topladı:

— Evlatlarım, dedi,
— Kalplerinizde saklanan bir ışık var. O ışık, günahın kokusunu tanır, riyanın tozunu fark eder, imtihanın karanlığında yol gösterir.
Onu söndürmeyin.

Zehra başını eğdi. Günlerdir taşıdığı yüklerin hafiflediğini ilk defa bu kadar net hissetti.

Ertesi sabah, köyden bir haber geldi:
Yardım etmek isteyen zengin adam, iyileşmişti. Minnettarlıkla, Zehra için küçük bir ev bağışlamak istiyordu — ama o, bu teklifi duyunca şöyle dedi:

— Ev, kalbin huzurudur. Ben huzurumu buldum. Eğer bağış yapmak istiyorsa, yetim çocukların okumasına harcasın.

Şeyh İbrahim, bu cevabı duyunca tebessüm etti: — İşte, dedi, gizlenen ışık şimdi görünür oldu.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir