1. Haberler
  2. Hikayeler
  3. Hadisler
  4. Taşların Arasındaki Işık

Taşların Arasındaki Işık

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gece yarısını çoktan geçmişti.
Şehir bir anda, derin bir uğultuyla sallandı.
Duvarlar çatladı, camlar kırıldı, sokaklar tozla doldu.

Sabah olduğunda kasaba —
artık eskisi değildi.

Minarenin yarısı yıkılmıştı;
mahallenin ortasında koca bir enkaz yükseliyordu.

İmam Huzeyfe, yıkıntıların yanında sessizce dolaşıyordu.
İnsanlar ağlıyor, kimisi dua ediyor, kimisi çaresiz bakıyordu.

O sırada üniversite öğrencisi Meryem, koşarak alana geldi:
Yanında su şişeleri, battaniyeler, küçük bir çanta.

— “Hocam,” dedi nefes nefese,
— “Ne yapabiliriz?”

İmam, gözlerini kapadı, derin bir nefes aldı:

— “Önce kalplerimizi sakinleştireceğiz.
Sonra ellerimize iş vereceğiz.”

Öğleden sonra, enkaz başına kasabanın tanınan bir müteahhidi geldi: Nedim.
İnsanlar onu görünce fısıldadı:

“Bazı binaları ucuza yapmıştı.”
“Acaba bu yıkılan da ondan mı?”

Nedim başını eğdi; utançla bir kenara oturdu.
Kendini savunacak hâli yoktu.

O sırada bir adam ona sertçe bakarak:

— “Bak,” dedi,
— “İşin yüzünden insanlar evsiz kaldı!”

Nedim’in yüzü kızardı; cevap vermedi.
İmam Huzeyfe yaklaştı; adamı sakinleştirdi:

— “Bu alan, hesap görmek için değil;
yaraları sarmak içindir.”

Ve hafif bir sesle şu hadisi hatırlattı:

Hadis 1 — Allah Kalplere Bakar

“Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz;
kalplerinize ve amellerinize bakar.”

Kısa açıklama:
Değer; dış görünüşte değil —
niyet ve eylemde saklıdır.
Kalp düzelirse, amel de düzelir.

Bu söz Nedim’in içine işledi.
Yıkımı seyrederken içinden geçirdi:

“Belki de ben, binaları değil —
kalbimi ucuz yaptım.”

Arama kurtarma devam ediyordu.
Bir ara Meryem, enkazın köşesinde ağlayan bir çocuğu gördü.
Üşümüştü; annesini soruyordu.

Meryem, montunu çıkarıp çocuğun üzerine örttü.
Elini tutup yanında kaldı.

İmam Huzeyfe uzaktan izledi.
Akşam olunca Meryem’e yaklaşarak sessizce söyledi:

— “Biliyor musun,
bir müminin sıkıntısını hafifletmek —
kıyamet gününde insanın önüne ışık olur.”

Sonra hadisi okudu:

Hadis 2 — Müminin Sıkıntısını Gidermek

“Kim bir müminin dünya sıkıntılarından birini giderirse,
Allah da onun ahiret sıkıntılarından birini giderir.”

Kısa açıklama:
Merhamet — sadece anlık değil;
ebedî bir karşılığı olan bir ameldir.

Bu söz Meryem’e güç verdi.
Günler boyunca, elinden gelen her işi yaptı:
Çorba dağıttı, listeler tuttu, yaşlıların elinden tuttu.

Nedim ise, bir köşeden enkazı seyretmekten fazlasını yapamadı.
Geceleri uyuyamıyor, kendini sorguluyordu.

Bir akşam imamın yanına gitti:

— “Hocam,” dedi,
— “Ben büyük bir hata yaptım.
İnsanların hakkını ucuz tuttum.
Şimdi ne yapsam, eksik kalacak.”

Huzeyfe, omzuna dokundu:

— “Hata ağırdır — ama pişmanlık kapıdır.
Şimdi yapman gereken:
Bu şehrin yükünü paylaşmak.”

Nedim, ertesi sabah bütün iş makinelerini getirdi.
İşçilere talimat verdi; ücretsiz çalışacaklarını söyledi.
Şehrin gençleri de gönüllü oldu.

İş ilerledikçe insanlar birbirine yaklaştı:
Kimi taş taşıdı, kimi yiyecek getirdi, kimi dua etti.

İmam Huzeyfe, bu dayanışmayı görünce üçüncü hadisi anlattı:

Hadis 3 — Hayra Vesile Olmak

“Bir hayra öncülük eden (vesile olan),
onu yapan gibi sevap alır.”

Kısa açıklama:
Kimi eliyle yapar;
kimi kapı açar, güç toplar —
hepsi aynı iyiliğin ortaklarıdır.

Haftalar geçti.

Enkazın yerinde, yeni bir plan doğdu:
Yıkılan evlerin yerine — dayanıklı, güvenli evler yapılacaktı.
Nedim projeyi ücretsiz üstlendi; malzemenin kalitesini bizzat denetledi.

Açılış günü geldiğinde, imam kısa bir konuşma yaptı:

— “Bu evler yalnız tuğlayla değil;
helal niyetle örüldü.
Kim kalbine bakarsa, evi sağlam olur.”

Sonra Nedim’e döndü:

— “Kul, düşerken öğrenir;
kalkarken olgunlaşır.”

Meryem, yeni evine yerleşen yaşlı bir kadının elini tuttu.
Kadın fısıldadı:

— “Kızım, sen benim kışımı bahara çevirdin.”

Meryem gülümsedi — ve içinden şunu düşündü:

“Ben sadece küçük bir şey yaptım.”

Ama artık biliyordu:
Küçük bir merhamet — büyük bir hesabı değiştirebilirdi.

Akşam olduğunda şehirdeki ışıklar yandı.
Minarenin yarısı hâlâ eksikti;
fakat insanların kalbinde yeni bir minare yükselmişti:

İyilik.

Ve geceyi kapatan imamın duası şöyle oldu:

“Allah’ım —
kalplerimizi doğru eyle;
sıkıntıda olana derman kıl;
bizi hayra vesile olanlardan eyle.”

Kasaba sessizleşti.
Yıldızlar, yıkılmış taşların arasından
yeni bir başlangıcın üstüne parladı.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir