1. Haberler
  2. Hikayeler
  3. Hadisler
  4. Dalganın Dersi

Dalganın Dersi

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sabahın ilk ışıkları, küçük limanın suyu üzerinde altın bir yol çiziyordu.
Balıkçı tekneleri birer birer açılıyor, martılar sesleriyle sabahı çoğaltıyordu.

Limanın en eski balıkçısı Hacı Yunus, teknede hazırlık yaparken yanına genç bir delikanlı geldi: Musa.

— Usta, dedi,
— Bu sene deniz bize cimri davrandı. Aylardır doğru dürüst balık yok.
Babam “Bu işi bırak” diyor. Ne yapacağız?

Hacı Yunus durdu, ağlara baktı:

— Evladım… Denizle kavga edilmez.
Deniz, insana kendi nefsini öğretir.

Musa kaşlarını çattı:

— Nefisle denizin ne ilgisi var?

Usta, mendilini çıkarıp düğümlü bir ipi çözerken gülümsedi:

— Bir gün anlayacaksın.

Tekne açıldı.
Rüzgâr omuzlara çarptı, tuz kokusu içlerine doldu.

Bir süre sonra gökyüzü karardı; dalgalar yükselmeye başladı.

Musa telaşlandı:

— Usta, geri dönelim!

Hacı Yunus sakin:

— Direği sağlamlaştır; halatları bağla.
Biz işimizi yapalım — dalgayı beklemek bizim işimiz değil.

Ve içinden bir hadis okudu.

Hadis 1 — Sebebe Sarılmak

“Önce deveni bağla, sonra Allah’a tevekkül et.”

Kısa açıklama:
Tevekkül, tedbiri terk etmek değildir.
Kul, yapması gerekeni yapar; sonucu Allah’a bırakır.

Dalgalar bir süre daha vurdu — sonra yumuşadı.
Rüzgâr dinince deniz, uzun bir nefes almış gibi sakinleşti.

Bir saat sonra ağ atıldı.
Musa, ağları çekerken şaşırdı:

— Usta! Bu kadar balığı yıllardır görmedim!

Hacı Yunus:

— Deniz bugün bize sadece balık vermedi — bir ders verdi.

Limana döndüklerinde, balıkların bir kısmı satıldı.
Musa sevinçle poşeti doldururken, sahilde titreyerek bekleyen yaşlı bir adama rastladı: Rasim dede.

— Evladım, diye fısıldadı,
— Torunlarım aç. Birkaç tane verir misin?

Musa tereddüt etti.
“Bu balıklar zor bulundu” diye düşündü.
Ama sonra torbadan en iri olanlardan birkaçını çıkardı.

— Al dede — ama ismimi söyleme.

Rasim dede, gözleri dolu dolu “Allah razı olsun” dedi.

O sırada Hacı Yunus uzaktan izliyordu.
Tekneye döndüklerinde sessizce konuştu:

— Bugün iki kere kazandın.

Musa şaşırdı:

— Nasıl yani?

Usta cebinden tesbihini çıkarıp, o çok sevdiği sözlerden birini hatırlattı:

Hadis 2 — Gizli İyilik

“Allah, gizli sadakayı sever.”

Kısa açıklama:
Gösterişten uzak yapılan iyilik, kalbi temizler.
Kişi, insanların övgüsünü değil — Allah’ın rızasını arar.

O günden sonra Musa değişmeye başladı.
Her sabah denize çıkmadan önce işini, her akşam sahile dönünce kalbini kontrol ediyordu.

Bir akşam, limana ani bir haber yayıldı:
Şehrin en varlıklı taciri Şahin Ağa, teknesini tamir ettirmek için parayı geciktirmiş; ustalar mağdur olmuştu.

Ustalar öfkeyle konuşuyordu:

— “Bu kadar zengin adam nasıl olur da borcunu ödemez!”

Musa’nın içi karıştı.
O da sinirlendi.
Fakat Hacı Yunus, kalabalığın ortasında yavaşça konuştu:

— Dilinizdeki ateş, gönlünüzdeki ateşi büyütmesin.

Musa fısıldadı:

— Usta… Bu haksızlık değil mi?

— Evet, dedi.
— Ama hak bile olsa, öfkeyle söylenen söz gönlü kırar.

Usta, tekkenin şeyhinden öğrendiği bir hadisi hatırladı:

Hadis 3 — Sözün Terbiyesi

“Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin ya sussun.”

Kısa açıklama:
Hakikat, edep ile söylenmezse yaralar.
Müminin sözü hem doğru hem de incelikli olmalıdır.

Ertesi gün Musa, tacirin yanına gitti.
Bağırmadı, suçlamadı.

Sadece şöyle dedi:

— Ağa… Sizin geç kalan ödemeniz yüzünden ustalar zor durumda.
Onların duası, zenginlikten kıymetlidir.
Gel, bu yükü hallet.

Tacir başını eğdi.
O gece hesaplarını düzenledi; ertesi sabah borcunu ödeyip ustalardan helallik aldı.

Keyfi yerine gelen ustalar sayesinde limanın üstüne bir ferahlık çöktü.

Akşam, tekne kıyıya vururken Hacı Yunus, Musa’ya dönüp şöyle dedi:

— Bugün denizden üç şey topladın:

  1. Tedbir (deveni bağlamak),
  2. İhlas (gizli iyilik),
  3. Edep (sözü güzel söylemek).

Ve ekledi:

— Dalga, insanı batırmaz;
insanı batıran, şükürsüzlükle çalkalanan kalptir.

Musa, ufka bakarak içinden dua etti:

“Allah’ım…
Ellerime tedbiri, kalbime ihlası, dilime edebi nasip et.”

O anda güneş, suyun üstünde son altın çizgisini bıraktı.

Ve deniz — sanki bütün bu söylenenleri onaylarcasına —
hafifçe dalgalanıp sustu.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir