1. Haberler
  2. Hikayeler
  3. Kalbin Yolu

Kalbin Yolu

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Şehrin kapısına yakın, eski taşlardan yapılmış bir tekke vardı.
Kapısından içeri giren herkes — bilinçli olsun olmasın — kalbindeki yükü de beraberinde getirirdi.

Bu tekkede yaşayanların en dikkat çekeni, kırklı yaşlarında bir adamdı: Fırıncı Hasan.
Eskiden sert, aceleci biriydi; son yıllarda tekkeye gelip gidiyor, az konuşup çok düşünüyor, yavaş yavaş değişiyordu.

Bir gün, tekkenin şeyhi Şeyh Sadreddin, Hasan’ı yanına çağırdı:

— Hasan, dedi,
— İyilik, genellikle büyük meydanlarda değil, görünmeyen köşelerde başlar. Bugün kalbini küçük işlerde dene.

Hasan o gün, fırınını herkesten önce açtı.
Sabahın serinliğinde çarşı henüz uyanırken, dükkânın önünde ayağa takılacak sivri bir taş gördü.
Bir an “Boş ver” diye düşündü.
Sonra eğildi; taşı kaldırdı, kenara koydu.

Ve şaşırarak fark etti:
Bu, ona iyi gelmişti.

Hadis 1 — Küçük Ama Büyük

“Yoldan eziyet verici şeyi kaldırmak sadakadır.”

Kısa açıklama:
Sadaka sadece parayla olmaz;
insanların zarar görmesini engelleyen her küçücük iyilik, Allah katında yazılır.

O gün akşamüstü fırına genç bir adam girdi: Ali.
Yüzü asık, sesi kırgındı.

— Hasan ağabey, dedi,
— İş yerinde haksızlığa uğradım. Sinirden patronuma bağırdım.
Şimdi kovuldum. Nasıl olacak bu iş?

Hasan, gençliğini hatırladı.
Bir zamanlar o da öfkesine yenilmiş, çok köprü yakmıştı.

— Gel, otur, dedi. Sonra birlikte tekkeye gittiler.

Şeyh Sadreddin, gencin gözlerinin içine baktı:

— Evladım, bir insanın kaderinde kırılma noktaları olur.
Kimisi orada dağılır, kimisi orada şekillenir.

Ali utana utana sordu:

— Peki ben hâlâ düze çıkabilir miyim?

Şeyh, önündeki tesbihi bıraktı:

— Kalbini sor. Çünkü hüküm orada verilir.

Hadis 2 — Niyetin Tartısı

“Ameller niyetlere göredir.”

Kısa açıklama:
Aynı iş, iki farklı kalple yapılırsa iki farklı hüküm alır.
Allah, gönlün yönüne bakar.

Ali, başını önüne eğdi:

— Bağırırken patronu değil… sanki kendi acımı vuruyordum.
Haksızdım.

Şeyh tebessüm etti:

— İşte niyeti buldun. Şimdi sırada, yanlış yönü düzeltmek var.

O akşam Hasan, Ali’yi fırına götürdü.

— Yarın sabah, dedi, sen de benimle aç.
Bir günlüğüne değil — kendin için dene.

Ertesi sabah, hava henüz aydınlanmamışken çarşıya ilk gelenler onlardı.
Un tozu havaya kalkmış, hamur masaların üstünde bembeyaz örtüler gibi yayılmıştı.

Hasan, Ali’ye bir tepsi ekmek bıraktı:

— Şunların yarısını bugün fakirlere ver.
Ama kimin verdiğini söyleme.

Ali şaşırdı, ama itaat etti.

Ekmekleri kimse görmeden kapı önlerine bıraktı.
Bazılarından “Elhamdülillah” sesleri yükseldi.

Akşam olduğunda içi hafiflemişti.

— Hasan ağabey… İnsan hissetmeden de iyilik yapabiliyormuş.
Ama gizli olunca sanki… Allah’la aranda özel kalıyor.

Hasan gülümsedi.
Kendi içinden geçirdi:

“Ben de galiba böyle değiştim…”

Fakat hikâye burada bitmedi.

Bir gece, tekkenin kapısına eski bir yüz geldi.
Yıllar önce hırsızlık yapıp şehirden kaçan Saffet.

Saçları erken beyazlamış, gözleri kırgındı.

— Şeyhim, dedi,
— Çok hatam var. Evime dönemiyorum.
Allah beni kabul eder mi?

Tekke sessizleşti.
Hiç kimse konuşmaya cesaret edemedi.

Şeyh Sadreddin, ağır bir sessizlikle konuştu:

— Saffet… Kapı kapalı değil.
Kapıyı kapatan bazen bizim gururumuzdur.

Ve şu hadisi okudu:

Hadis 3 — Dönüş Kapısı

“Âdemoğulları hata eder. Hata edenlerin en hayırlısı, tevbe edenlerdir.”

Kısa açıklama:
İnsanı değerli yapan, hiç hata etmemesi değil;
yanlıştan dönmeyi bilmesidir.

Saffet’in gözlerinden yaşlar boşandı.

— Peki, dedi,
— Nasıl döneceğim?

Şeyh işaret etti:

Hasan’la çalış.
İlk onarım — ekmekle başlar.

Hasan şaşırdı ama ses çıkarmadı.
Ertesi sabah, Saffet elini una daldırırken, yıllardır taş gibi duran içi yumuşamaya başladı.

Ali’yle yan yana çalışıyorlardı.
İkisi de geçmişine yükle gelen, şimdi ise hamur yoğurarak değişen iki yolcu gibiydi.

Günün birinde, fırının önünden yaşlı bir kadın geçiyordu.
Ayağı takılacakken durdu — yerde taş yoktu.

Saffet merakla sordu:

— Hasan ağabey, bu taş meselesi neydi?

Hasan gülümsedi:

— Büyük bir iş değildi. Bir gün yoldan kaldırdım sadece.

Saffet başını salladı:

— Bazen insan, yolu değil… kaderini düzeltirmiş.

Aylar geçti.

Ali eski patronuna gidip özür diledi — işine dönmedi, ama kalbi döndü.
Saffet, kırdığı kapıları tek tek çalıp helallik istedi.
Hasan ise fark etti:
En büyük değişim, fırında değil — kalbinde olmuştu.

Bir akşam tekkenin avlusunda hep birlikte otururlarken
Şeyh Sadreddin şöyle dedi:

— Hasan, yoldan taşı kaldırdın.
— Ali, niyetini düzelttin.
— Saffet, geçmişten dönmeyi seçtin.

Ve hepsinin yüzüne tek tek bakarak ekledi:

“Bakın — üç hareket, bir tek hakikat:
Kalbini Allah’a çevirirsen, yol kendi kendine açılır.”

O gece şehirde kimsenin fark etmediği bir şey oldu:
Gökyüzü sakinleşti.

Ama asıl huzur, içlerinde doğmuştu

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir