1. Haberler
  2. Hikayeler
  3. Hadisler
  4. Gölgede Kalan Adalet

Gölgede Kalan Adalet

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kasabanın ortasında, meydanın tam kenarında bir incir ağacı vardı.
Yazın gölgesi serinlik verir; kışın dalındaki kuşlar sabahı haber verirdi.

Meydanın öbür ucunda ise yeni göreve başlamış bir zabıt memuru çalışıyordu: Kerem.

Kerem dürüst, çalışkan; fakat zaman zaman “üstüne yaranmak” için sertleşen biriydi.
Belediye başkanı “disiplin” derdi — Kerem de bunu katılık sanırdı.

Bir gün pazar kuruldu.
Tezgâhların arasında yaşlı bir kadın, Hatice Ana, elindeki birkaç sepetle zorlanıyordu.
Sebzeleri az, kazancı kıttı.

Tam o sırada Kerem yaklaştı:

— “Ruhsatın eksik. Bu şekilde satış yapamazsın.”

Hatice Ana yutkundu:

— “Oğlum, başvurdum; fakat cevap gelmedi.
Bugün satamazsam eve ekmek götüremem.”

Kerem, prosedürü düşündü:
“Eğer izin verirsem, üstüm kızar.”

Ve tutanak tuttu.
Tezgâh toplandı.

Hatice Ana incir ağacının gölgesine oturdu;
ellerini açtı — içinden bir dua döküldü:

“Allah’ım, beni gören sensin.”

O sırada ağacın hemen altında oturan, yüzündeki çizgilerden hikâyeler akan bir âlim vardı: Şeyh Nafi.
Sessizce Kerem’i çağırdı.

— “Evladım,” dedi,
— “Zorun gereğini biliyorum.
Ama şunu da bil:
Haksızlığa uğrayanın duası — perde tanımaz.”

Ve şu hadisi okudu:

Hadis 1 — Mazlumun Duası

“Mazlumun duasından sakının.
Çünkü onun duası ile Allah arasında perde yoktur.”

Kısa açıklama:
Güç kimde olursa olsun;
zulüm — sahibine döner.
Mazluma yapılan haksızlık, ahirette mutlaka karşılık bulur.

Kerem’in kalbi sıkıştı.
“Zulüm mü yaptım?” sorusu, içini delip geçti.

Ertesi gün, belediyede toplantı vardı.
Başkan, “katı kontrol” isteyen kararlar aldı.

Toplantı sonrası Kerem, çekinerek söze girdi:

— “Başkanım… Pazarda bazıları gerçekten ihtiyaçtan satıyor.
Bir yol bulamaz mıyız?”

Başkan kaşlarını çattı:

— “Kurallar kuraldır.
Zayıflık göstermek, düzeni bozar.”

Kerem susmak üzereydi ki, Şeyh Nafi’nin sözü aklına geldi.
Yutkundu; ama geri adım atmadı:

— “Ama adalet, bazen ince bir terazidir.
İhtiyaç sahibine yol açmak — düzeni korumaktır.”

O sırada odada bulunan başkan yardımcısı araya girdi:

— “Bir çözüm var: Belediye, geçici ruhsat verip küçük bir alan ayırabilir.”

Başkan düşündü — ve kabul etti.

Toplantı dağılırken Şeyh Nafi kapıda bekliyordu.
Kerem’e yanaştı:

— “Görüyor musun?
Bazen bir söz, bir kalbin yükünü azaltır.
Buna ‘şahitlik sadakası’ derler.”

Sonra ikinci hadisi hatırlattı:

Hadis 2 — İyiliğe Vesile Olmak

“Bir iyiliğe delalet eden (vesile olan),
onu yapmış gibidir.”

Kısa açıklama:
İyilik yalnızca el ile yapılmaz.
Bir kapıyı açmak, bir yolu göstermek de —
aynı sevabı taşır.

Kerem’in içi ferahladı; ama hikâye orada bitmedi.

Pazarın bir sonraki haftasında, Hatice Ana yine geldi.
Bu kez, belediyenin ayırdığı küçük alanda oturuyordu.

Kerem yanına yaklaştı:

— “Hakkını helâl et ana.”

Hatice gülümsedi:

— “Evladım, haksızlık sürseydi, duam ağır olurdu.
Şimdi dua — hayıra döndü.”

Günün ilerleyen saatlerinde pazar kalabalıklaştı.
Aniden çıkan bir yağmur, tezgâhları dağıttı.

Bazıları kendi mallarını kurtarmaya koştu.
Kerem de ilk anda çuvalara yöneldi; sonra bir ses içinden fısıldadı:

“Gücün, başkasını korumak içindir.”

Koşup yaşlı bir satıcıyı tente altına çekti;
iki çocuğun ıslanan defterlerini poşete koydu;
tekerlekli sandalyedeki bir adamın şemsiyesini tuttu.

Yağmur dindiğinde herkes ona bakıyordu.
Biri fısıldadı:

— “Zabıta ama… sanki mahallelinin kardeşi gibi.”

Şeyh Nafi, incir ağacının gölgesinde hafifçe tebessüm etti:

— “İşte,” dedi,
— “güzel ahlak budur:
Gücün varken incitmemek, fırsat varken korumak.”

Ve üçüncü hadisi anlattı:

Hadis 3 — Gerçek Güç

“Güçlü kimse güreşte rakibini yenen değildir;
asıl güçlü, öfke anında kendine hakim olandır.”

Kısa açıklama:
Hakiki kuvvet;
öfkenin, çıkarın ve nefsin çağrısına rağmen
adaleti seçebilmektir.

Akşamüzeri güneş, incir ağacının yaprakları arasından yere altın parçalar düşürdü.
Hatice Ana gün boyu sattığı üç–beş üründen sonra Kerem’e dua etti:

“Allah, gücünü adaletle kullanmayı nasip etsin.”

Kerem eve giderken düşündü:

“Birini incitmek kolay.
Ama onu korumak — insanı insan yapıyor.”

Evine vardığında kapısına küçük bir not astı:

“Yetki — emanettir.”

Ve o günden sonra, pazarın gölgesinde yeni bir denge doğdu:
Kural vardı, evet…
Ama kuralın yanında merhametin sesi de vardı.

Kasaba halkı zamanla şunu fark etti:

Adalet, taş gibi sert durmak değil —
zayıfın kalbini incitmeden doğruda kalabilmektir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir