Sabah ezanından hemen sonra, şehrin büyük çarşısında kepenkler birer birer açılıyordu.
Bakır ustalarının çekici, kumaşçıların fısıltısı, baharatçıların kokusu birbirine karışıyordu.
Çarşının kenarında, eskiden varlıklı olan ama son aylarda işleri bozulan bir tüccar vardı: Hüseyin.
Borçları artmış, malları elinde kalmıştı. İnsanların içinde belli etmiyor, ama geceleri yastığını ıslatıyordu.
Bir sabah, dükkânın önünden geçen bir derviş — Seyyid Halil — durdu:
— Yüzünde ağır bir gölge var, dedi.
— Ne saklıyorsun?
Hüseyin, içindeki yükü döktü:
— Çalışıyorum, çabalıyorum, ama sanki rızık kapıları kapandı.
Bazen “Acaba Allah beni unuttu mu?” diye korkuyorum.
Derviş, çarşının kalabalığına baktı:
— Rızık insanların elinden gelir; ama Allah’ın elinden çıkar.
Sonra sakin bir sesle hadis okudu.
Hadis 1 — Teslimiyetin Sırrı
“Eğer siz Allah’a gerçekten güvenseydiniz, kuşu rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı. Kuş sabah aç çıkar, akşam tok döner.”
Kısa açıklama
Tevekkül, çalışmayı bırakmak değil;
sebebi yerine getirip sonucu Allah’a bırakmaktır.
O gün Hüseyin, dükkânını açarken ilk defa içinden şöyle dedi:
“Ben işime düşeyim; neticeyi zorlamayayım.”
Tam o sırada tezgâhın önüne yaşlı bir kadın geldi.
Elinde ufak bir kese:
— Oğlum, dedi, torunumun düğünü için küçük bir nihale almak isterim; ama param az.
Hüseyin, zararına da olsa indirim yaptı. Kadın giderken dua etti.
Hüseyin, o duanın kalbine bıraktığı serinliği fark etti.
Akşam, çarşı kapanırken komşu dükkân sahibi Nail yanına uğradı:
— Hayırdır, dedi, seni bugün daha sakin gördüm.
Hüseyin, biraz utangaç:
— Belki de ilk defa kazancı değil, kazancın sahibini düşündüm.
Birkaç gün sonra Hüseyin, çarşının köşesinde titreyen bir adam gördü.
Üzerinde düzgün elbise vardı ama gözleri yorgundu.
Konuşmalarından anlaşıldı ki, yolculuk sırasında parasını çaldırmıştı ve memleketine dönemiyordu.
Hüseyin, bir an tereddüt etti.
Kasasında zor birikmiş bir miktar vardı.
“Versem dükkân zora girer; vermezsem bu adam ne yapacak?”
Dervişin sözünü hatırladı.
Kasayı açtı, bir deste parayı adamın cebine gizlice bıraktı ve kulağına fısıldadı:
— “Bu aramızda kalsın.”
Adam gözyaşlarıyla secdeye kapandı, ama verenin kim olduğunu göremedi.
Hadis 2 — Gizli Olanın Bereketi
“Allah, gizli sadakayı sever.”
Kısa açıklama
Gizli yapılan iyilik, kalbi riya ve gösterişten korur;
Allah katında samimiyet kazanır, bereketlenir.
O gece Hüseyin eve yürürken bir şey fark etti:
Kasası hafiflemişti — fakat kalbi dolmuştu.
Şehrin diğer ucunda, medresede ders veren Kazım Hoca vardı.
Ünlüydü; herkes ilminden söz ederdi.
Fakat son dönemde talebeleri gitgide azalmış, ders halkası seyrelmişti.
Bir akşam, caminin loş köşesinde tek başına otururken Seyyid Halil yanına yaklaştı:
— Hocam, dedi, ilmin çok — ama yüzünde yorgunluk görüyorum.
Kazım iç çekti:
— Dilim anlatıyor; fakat sanki kalbim eşlik etmiyor.
Öğrettiklerimi yaşamakta zorlanıyorum.
Derviş, sessizce şu hadisi okudu.
Hadis 3 — Bilgi ve Yaşamak
“Kıyamet gününde, ilmiyle amel etmeyen kimsenin ayakları yerinden kıpırdamaz.”
Kısa açıklama
İlim, amel ile değer bulur.
Bilgi, hayatı değiştirmiyorsa — yük olur.
Bu cümle Kazım’ın içine işledi.
Ertesi gün, kapısına gelen yoksulları bizzat dinledi;
yıllardır yapmadığı bir şeyi yaptı:
Dersten önce, kimsesiz çocuklara yemek taşıdı, onlarla sofraya oturdu.
Talebeler şaşırdı; derste anlattıkları, davranışlarında görünmeye başlamıştı.
Halka yeniden genişledi — ama bu defa sessiz bir saygıyla.
Bir sabah çarşı kalabalığının arasında, Hüseyin ile Kazım Hoca karşılaştılar.
Birlikte yürürken hafif bir yağmur başladı.
Hüseyin gökyüzüne baktı:
— “Görüyor musun hocam,” dedi, “rızık yukarıdan geliyor — ama toprağa bizim adımlarımızla ulaşıyor.”
Kazım başını salladı:
— “Ve ilim de yukarıdan bir nur… Lakin kalbe, amel ile iniyor.”
Seyyid Halil yanlarından geçerken gülümsedi:
— Biriniz rızkın yolunu öğrendi;
Biriniz ilmin ağırlığını hafifletti.
Ve ekledi:
— Rızık, tevekkülle genişler;
İyilik, gizlilikle değer kazanır;
İlim, amel ile hayat bulur.
Yağmur çarşı taşlarını yıkarken, herkes hissetti:
Şehir, gökten değil — kalplerden ıslanıyordu
